Anadolu Hastaneleri
Anadolu Hastaneleri
Anadolu Hastaneleri
Anadolu Hastaneleri
Anadolu Hastaneleri
Anasayfa Sağlık Rehberi GÜNEŞ IŞIĞININ DERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ VE GÜNEŞTEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
Anadolu Hastaneleri
Anadolu Hastaneleri
GÜNEŞ IŞIĞININ DERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ VE GÜNEŞTEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
Uzm. Dr. Sibel Duysak
Silivri Anadolu Hastanesi
f
Anadolu Hastaneleri Anadolu Hastaneleri Anadolu Hastaneleri Anadolu Hastaneleri

Dünyamızı aydınlatan güneş ışığı hayatın idamesi için gereklidir. Doğal güneş ışığının hayatın kalitesini arttırdığı, psikolojik durum üzerinde pozitif etkisi  ve  D vitamini sentezindeki rolü bilinmektedir. Solar spektrumu oluşturan ışınlar gama ışınları, X ışınları, Ultraviyole, infrared ve radyo dalgalarıdır.   

 

 Son yıllarda güneşlenme alışkanlığının ve dışarıda yapılan sporların artması, endüstride kullanılan ve teknoloji  ile hayatımızın her alanına giren artifisyel UV yayan çeşitli cihazların artması ile insanlar yoğun olarak UV'ye maruz kalmaktadır. Bununla beraber UV'nin zaralı etkileri de son yıllarda artış göstermektedir. Deri kanserleri giderek büyüyen bir sağlık problemidir. Hayat boyu toplam alınan güneş ışığının %80'i çocukluk çağında alınmaktadır. Bu nedenle çocuk ve genç erişkinlerin güneşten korunması için gereken önlemlerin alınması çok önemlidir.

    Cildimiz UV'nin istenmeyen zararlı etkilerine karşı bir takım doğal koruyucu sistemlere sahiptir. Buna kutanöz fotokoruma denmektedir. Bu korunma sistemleri saçlı deride saçlar, deri yüzeyinde lipidler (yağlar), terdeki urosanik asit salgısı, stratum korneum denilen derinin koruyucu üst tabakası, beta karoten (serbest radikal temizleyici ), melanin, antioksidan enzimler, DNA tamir sistemidir.  Bununla birlikte bu koruyucu sistemler yeterli değildir ilave koruyucu önlemlere ihtiyaç vardır. Bu amaçla Dünya Sağlık Örgütü (WHO) UV korunması için çeşitli uyarılarda bulunmuştur. Bu uyarılar 6 başlık altında toplanmıştır.

A-Gün ortasında güneşte bulunma zamanını sınırlayın: UV ışınlarının yarısı yazın öğlen vakti 10:00-14:00 saatleri arasında yeryüzüne ulaşır. Güneşin en zararlı olduğu bu saatlerde güneş maruziyetinden kaçının.

B- UV indeksini takip edin:  UV indeks 1m² ’lik spesifik bir lokalizasyona öğlen saat 11:30-12:30 ara- sında ulaşan UV dozu anlamına gelir.  Ultraviyole indeksi beş faktörün bileşimi ile hesaplanır.

    1-Bulunulan enlem; Ekvatora yaklaştıkça maruz kalınan UV dozu artar.

    2- Yılın zamanı; Solar zirve açısı ışının atmosfer içinde aldığı yolu belirler. UV günlük dozu kış ayla- rında yaz, ilkbahar ve sonbaharda alınan doz ve yoğunluk miktarının yarısı kadardır.  Bu kış aylarında dar açı ile güneş ışınlarının yeryüzüne eğik aksdan ulaşması ve stratosfer içinde daha fazla yol alması sonucu ozon tarafından daha fazla absorbe edilmesine (emilmesine) bağlıdır. UVB daha belirgin farklılık  gösterir. Kış aylarında ozon tabakası incelir ve buna bağlı olarak yeryüzüne ulaşan UV dozu ve etkisi artar.

   3- Total ozon yükü; Stratosferdeki ozon tabakası UVC’yi tamamen, UVB’yi kısmen absorbe eder, UVA hiç absorbe olmadan yeryüzüne ulaşır. Ozon miktarı yeryüzüne ulaşan UVB miktarı açısından önemlidir.

   4- Deniz seviyesinden yükseklik; Her 100 metre yükseldikçe UV yoğunluğu yaklaşık % 0.6 oranında artar.

   5- Bulutlanma; Bulutlanmanın yoğunluğuna bağlı olarak ışın iletilir, yansıtılır veya absorbe edilir. Tamamen bulutlu gökyüzü UV geçişini yaklaşık %72 oranında azaltırken yarı bulutlu gökyüzünde UV oranı %44 azalmaktadır.

Bu 5 parametre ile hesaplanan UV indeksi skalası 0-10 arasındadır. UV indeksi arttıkça korunma önlemleri artırılmalıdır.

C- Gölgeleri akıllıca kullanın:Güneşten korunmanın en basit ve etkili yolu evden çıkmamaktır. Güneşli günlerde dış ortamda gölge aranmalıdır. Güneş ışığı  zeminden ve objelerden yansıdığı için gölge bile tam koruma sağlayamaz. Su, çimen, kum, kar ve buzlanma güneş ışınlarını yansıtmaktadır.

D- Koruyucu giysiler giyin ve güneşten koruyucu gözlükler kullanın:En iyi korumayı giysiler sağlaya- bilirler. Şapkalar korunmada çok önemlidir. Baş çevresini yaklaşık 10cm genişliğinde çevreleyen geniş kenarlı şapkalar bütün yüz ve boynu korur. Giysilerde Ultraviyole Koruma Faktörü (UPF) aranmalıdır. Günşten korunmada tekstil kullanımı önceleri önemsenmemekteydi, oysa uygun giysiler güneş ışınlarının geniş spektrumuna karşı en basit ve etkili koruyuculardır. Giysilerdeki UPF 15-50 arasındadır ve UPF 15 yaklaşık %93 oranında koruma sağlar. Ancak yaz giysilerinin üçte birinin 15’den daha düşük UPF ihtiva ettiği gösterilmiştir. Yaz giysileri genellikle pamuk, viskon, yapay ipek, keten, polyester ve kombinasyonlarından oluşur. UPF açısından gözenek sayısı, dokumanın tipi, rengi, ağırlığı ve kalınlığı gibi bazı parametreler önem kazanır. İpliklerin UV absorbe etmesi giysinin UPF’sini önemli ölçüde etkiler. Sentetik lifli kumaşlar özellikle polyesterler polimer zincir sistemlerinden dolayı çok az UVB geçişine izin verirler, bununla birlikte UVA geçişi diğer liflere oranla daha fazladır. Beyazlatılmış pamuk, krep, viskon ve yapay ipek oldukça az UV koruması sağlar ve UV ışını için transparan olduğu için önerilmez.  Ağartılmamış pamuk ve ipek gibi materyaller en iyi seçimlerdir, çünkü UV’yi en iyi şekilde  yansıtır ya da absorbe ederler. Daha az sayıda gözenek daha az UV geçişine izin verir.  Düz tekstil dokumada gözenek sayısı örgüdekinden daha azdır. Bazı boyalar UV’yi absorbe ettiği için dokumann rengi de UPF’yi etkiler. Koyu renkler açık renklerden daha fazla absorbe etme özelliğindedirler. Giyilme esnasında tekstilin özelliğini etkileyen gerilme, ıslanma, yıkama ve ütülenme UPF’yi değiştirir. Giysilerin gerilmesi gözenekleri arttırarak UV geçişine izin verir. Su ve terle ıslanan, hava ile nemlenen dokumada UV geçirgenliği artar.  Çoğu giysi ıslandığında güneşten  koruyuculuğunu üçte bir oranında kaybeder. Dokumaların çoğu yıkandığında büzülme özelliğine sahiptir genellikle yıkama sonrası ipliklerin birbirine yaklaşması UV geçirgenliğinin azalmasına yol açar. Bu, genellikle ilk yıkamada olur, sonraki yıkamalar etkilemez. Tekrarlayan kirlenme ve yıkamalar sonucu dokunun incelmesi ise UPF’yi azaltmaktadır.

E- Güneşten koruyucu ürün kullanın:Günşten koruyucu preparatlar deriyi gerek güneş gerek yüksek yoğunlukta artifisiyel kaynakların UV radyasyonundan korur. Güneşten koruyucu ürünler 1920’li yıllardan beri kullanılmaktadır. Güneşten koruyucular güneş hassasiyeti, deri yaşlanması ve deri kanserlerinin önlenmesi amacıyla günlük olarak kullanılmaya başlanmışlardır. Yeniden sınıflanan güneşten koruyucula FDA tarafından kozmetikten çok ilaç olarak düzenlenilmiştir. Önceleri UVA zararsız kabul edildiğinden sadece UVB ışınına karşı koruyucu olarak formulize edilmişlerken sonraları hem UVA hem UVB'ye karşı uygun koruma sağlamak üzere geniş spektrumlu olarak üretilmişlerdir.  Güneşten koruyucular kimyasal ve fiziksel olmak üzere iki tiptir. Güneşten koruyucu preperatlar UV tarafından oluşturulan eritemi (kızarıklık) durdurma kabiliyetlerine göre numaralandırılırlar. Eritem baskılama kabiliyeti SPF olarak bilinir. Güneşten koruyucular SPF 4, 7, 8, 14, 15, 24, 25 ve daha yüksek koruma güçleri ile sıralanmıştır. SPF: 4-12 minimal koruma; SPF: 12-30 orta derece koruma, SPF: 30 ve 30+ yüksek koruma sağlamaktadır. Güneşten koruyucular dayanıklılıklarına göre tere dayanıklı (sürekli ve yoğun terlemede 30 dk koruma), suya dayanıklı ( sürekli suya temasda 40 dk koruma) ve suya daha dayanıklı ( sürekli suya temasla 80 dk koruma) olmak üzere 3 sınıfa ayrılırlar. Güneşten koruyucular taşıyıcı maddelerine göre emülsiyonlar (krem ve losyonlar) , stick, jel, köpük ve kuru sprey formunda bulunmaktadırlar.

    Güneşten koruyucu ürün kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar: 

• En az SPF 15 kullanılmalıdır.

• Ürünün emilmesi ve film örtü oluşturması için dışarı çıkmadan 15-20 dakika önce kuru deriye uygulanmalıdır. Fiziksel koruyucular güneşe çıkmadan hemen önce uygulanabilmektedir.  

• Deri tipine bağlı olmaksızın ürünün başdan ayak parmağına kadar tüm deri yüzeyini kaplayacak şekilde kullanılması gerekmektedir. Ortalama 1.73 m² vücut alanına sahip bir yetişkinin yaklaşık olarak 35 ml ürüne ihtiyacı vardır.  Kullanımda “çay kaşığı” kuralına dikkat edilmelidir. Yarım çay kaşığından biraz fazla ürün (yaklaşık 3 ml) her iki kol, yüz ve boyun için, bir çay kaşığından biraz fazla ürün (yaklaşık 6ml) ise her iki bacak, göğüs ve sırt için kullanıldığında etkili koruma sağlamaktadır. 

• Deri eşit miktarda kaplanmalı, arada yamalar kalmamalıdır.

• Özellikle burun, yanaklar, kulaklar, boyun sırt, eller ve kolların dış yüzü, ayak üstleri ve saçsız baş derisine uygulanmalıdır

 • Dudakların korunması için SPF 15 ve üzeri kullanılmalıdır. Kimyasal koruyucular rujlar içine ilave edilebilir.

• Her iki saatte bir tekrarlanmalıdır.

• Son kullanma tarihine dikkat edilmelidir, genel olarak bu süre 3 yıldır, ama aşırı sıcakta kaldığında bu süre kısalır.

• Gözler ve göz çevresi mümkün olduğunda gözlüklerle korunmalıdır.

• Saçlar SPF 15 içeren spreylerle korunabilir.

• Güneşsiz bronzlaşma sağlayan ürünler sprey ve losyonlar dihidroksiaseton ihtiva ederler. Bu derinin üst tabakasındaki aminoasitleri bağlar ve bronz renk olşturur. UV koruması sağlamaz.

F- Güneş lambaları ve bronzlaştırıcı kabinlerden sakının:Artifisyel kaynaklar kullanılmamalıdır. Bronzlaşma sosyal olarak moda olmaktan çıkmalıdır.

     Sonuç olarak hayat enerjimiz olan güneş dünyamızın idamesi için olmazsa olmaz bir unsurdur. Güneş ışığının istenmeyen zararlı etkilerinin de olduğunu ve bunlardan korunmamızın büyük ölçüde kendi elimizde olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Güneşten korunma yöntemlerini günlük hayatımızda ne kadar sık uygularsak hayat enerjimizle o derece barışık yaşamış oluruz. 

Diğer Yazılar